13 Ocak 2010 Çarşamba

psikolojik


1.

Filler daha yavruyken, kalın bir zincirle bacağından bir direğe bağlanır.

Önceleri hayvan kaçmaya çalışır ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın ne zinciri koparabilir ne de direği yerinden oynatabilir.

Fil yavrusu ayağında zincirle büyür ve kaçamayacağını kabullenir.

Özgürlük kavramını yitirir.

İşte bu noktada ayağındaki zincir çözülür ve yerine konulan ince bir halatla birkaç santimetre boyunda tahtadan bir çubuğa bağlanır.

Fil, bu koşullarda kolaylıkla kaçabilecek olmasına rağmen olduğu yerde kalır.

Çünkü hâlâ var olduğunu sandığı zincirini asla kıramayacağına inanır.

Fil büyüyünce ipten kurtarılır.

Ama artık o alanın dışına çıkamayacağını öğrenmiştir.

2.

aziz nesin:
nasıl bittiyse bundan öncekiler
bu da biter.
bite bite
sonunda ben de biterim
olur biter.

demesin diye oğlum, yok zincir falan..

12 yorum:

Zeynep dedi ki...

O zincirleri başkalarında da anlatmak, " yok zincir filan " demek, kabul ettirmek için çabalamak..Bu postun artık buzdolabımın üzerinde, gelen geçen herkesin gözüne girmesi dileğiyle :)Sevgiler..

HUYSUZ dedi ki...

öğrenilmiş (ya da öğretilmiş) çaresizlik...
türk milletinin makus talihidir kendisi.
ama artık yeter bence de.

ElfAna dedi ki...

Iraz cok guzel anlatmissin. Aci gercekler ozetlenmis. Bazi insanlarin alinlarina asip sikca aynaya baktirmak lazim.

Iraz dedi ki...

Zeynep,
Evet zor..İlk zamanlarda..Çabalamıyorum ama ben başkalarına anlatmaya, az ve öz kişiyiz sanırım..Ya da sanmak istiyorum şimdilik..

Iraz dedi ki...

Huysuz,
Evet tam da öğrenilmiş çaresizlik, daha da uzun yazacağım ama bu iki örneği bulunca az ve öz bir giriş yapmak istedim..

Iraz dedi ki...

Elif,
Alınlarına asıp aynaya sıkça baktırmak!!!Harikasın :)

Mystic dedi ki...

İşte bu yüzden çocuklar çocuk kalmalı. Sınırları zorlamalı, sorgulamalı... Böyle çocuklar yetiştirmeliyiz, başkalarının onları sınırlamasına izin vermemeliyiz.

Sana Günışığı Ödülü gönderdim, kabul edersen.
Sevgiler.

esra dedi ki...

Çocukları önce anne babaları özgür bırakmalı sonra toplum ,zaten özgür bırakan anne babalar oldukça o toplumda medeni olmuş demektir.Türkiyenin makus kaderini değiştirmek için iş anne babalara düşüyor..

füsfüs dedi ki...

bu örneğin akvaryumlusunu anlatmıştı bize de hocamız, araya konan cam engel, kaldırıldığında bile yiyeceğe ulaşmaya çabalamayan balık gibi birşeydi
sen yaz, hep yaz böyle şeyler, kalemine, aklına sağlık

Iraz dedi ki...

Ayşe,
Ben bayıldım bu ödüle, ne demek kabul edersen..

Hatta hep evde bir yere koyacak ödüle olan insanlara özenmişimdir, umarım ölmeden şöyle sergilenir cinsten bir ödül alırım, bak çok heves ettim şimdi :)Sırf bu yüzden babalar gününde Turgut' a Rüzgar' dan çakma oscar heykeli yaptırmıştım. Ay ne çok uzattım..

Ve de Balca Misis ne şahane bir isim, ba-yıl-dım!!!Balca!!!Bir kız doğurursam bir gün..Olur mu olur :)

Ve evet, sınırları zorlamalı, hatta bir kısmını geçirgen inşa etmeli..

Örgü blogun neden aktif değil ama :(

Iraz dedi ki...

Füsun, evet bir de zıplamaktan vazgeçen kurbağa var..

Teşekkür ederim,ne kadar heyecanlanıyorum böyle güzel yorumlar okuyunca..

Öğrenilmiş çaresizlikle ilgili de yazacağım en kısa zamanda, uzun uzun..

Iraz dedi ki...

Esra evet anne babalara düşüyor..Ve en kötüsü de "ben annemin babamın yaptığı hataları yapmayacağım" diyen ama çocuk sahibi olur olmaz "ne kadar haklılarmış" diye ortalarda dolaşan ebeveynler..

Değişim acı ve zor..