3 Haziran 2010 Perşembe

biraz yazayım artık

İlham perim kaçtı, senin çok işin var ben kalkayım dedi muhtemelen de ben duymadım, duysam hayatta izin vermezdim gitmesine..

Aslında yapmam gereken çok şey var ve ben hiçbirini yapamıyorum bari yazı da yazmayayım diyorum sanki, ya da demiyorum..

Bilemiyorum ama yazamıyorum..



İşe gidiyorum, eve geliyorum, hergün kahvaltı etmek istiyorum, Rüzgar' la oynuyorum, başka oyunlar bilsem de onunla boya yapıp duruyorum..Sonra özel istek üzerine aynı şarkıyı üst üste belki yirmi kere söylüyorum..

"Off, yoruldum anne" diyor, ben de oğlum diyorum..Oğlum kim gelsin uyurken seninle diyorum, "babam" diyor, üzülüyorum..

Havalar düzeliyor diye seviniyorum, yağmur yağınca toprak kokuyor diye bir daha seviniyorum, Rüzgar hep gülümsüyor, sıkça dans ediyor, bana sarılınca minik elleriyle sırtımı sıvazlayıp canım diyor,mikrofon gördüğünde koşarak ele geçiriyor, deli oluyorum..



Çok sık olmasa da haftasonu planları yapmaya başlıyorum, tezimle ilgili son noktayı koyacağım günü iple çekiyorum..

Bazen de geziyorum..



Geçen cuma okulumda homecoming vardı,bildiğimiz mezunlar buluşması, heyecanlı ve canlı gittim, Rüzgar ı da götürdüm, babasını da..Arkadaşlarımın çok azını gördüm,Rüzgar sahneye çıktı sonra,erken gitti uyku saati geldi diye ama..Mezunlar buluşmasını açık hava discosuna çeviren zihniyeti kınıyorum, yine de mutlu döndüm eve çünkü Semra' yı buldum yıllar sonra, not düşüyorum tarihe..Bunu not almak istedim,aldım, nokta.Tekrar merhaba pembem..



Rüzgar'la tekrar Feriköy Ekolojik Pazardaydık bu cumartesi, taş boyama ve kille çalışma vardı ama Rüzgar kıymalı gözlemeyi, saksafon çalan abiye danslarıyla eşlik etmeyi ve finalde yerlerde sürünmeyi tercih etti nedense..Bu arada Rüzgar yerlerde sürünürken "siz ne biçim anne babasınız, hayret bişiiiiiğ" bakışları ile bizi kınayan insanlar topluluğuna savaş açıyorum, delice eğlendiğini fark etmiyorsunuz değil mi, pis olmasndan daha çok önemsiyorum bu kısmı, bilginize sunuyorum, bundan sonra "ne bakıyosun, bi sürün sen de, bak vazgeçemeyeceksin" diyeceğim, uyarıyorum..

Rüzgar' a bu su damacasınından aldım, artık benden su istemiyor diye çok seviniyorum, bağımsız yapabildikleri arttıkça pek bir gururlandığını görüyorum, ciddi bir yüz ifadesi ile bana bakıp sessiz onay beklediği anlarda çok şaşırıyorum, "evet oğlum, bunu da başardın ya, sırtın yere gelmez artık" demek istiyorum, öyle ya, susayınca gidip içebilmesi ne büyük bir değişiklik onun küçük dünyasında, hep bu kadar heyecanlı olsun istiyorum ..



Bir rehabilitasyon merkezindeyim ya artık, kütüphane için kitap bağışı kabul ediyoruz, 2. el de olabilir, isterseniz bağışlamak, ne güzel olur, diye hatırlatıyorum..



Ruh halimi temsil eden bu "Rüzgar, the funny köprü" fotosu ile şimdilik kaçıyorum, bir de tatile gitsek, ne güzel olur diyorum..

3 yorum:

Mlke-Btkn dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Mlke-Btkn dedi ki...

Su damacanasından bende çok istedim ama benimki içinde su bırakmaz, buna yüzde bin beş yüz eminim :)

Aferin Rüzgar'a vallahi kocaman bir maşallah!

Dön artık yavaş yavaş bence de ;)

Iraz dedi ki...

Rüzgar da ilk gün bırakmadı, hiç müdahele etmedim,saatlerce oynadı, ama şimdi alıştı!!!Sadece susadığında gidiyor.