25 Ağustos 2009 Salı

Veni Vıdı Vıcı..




Veni vıdı vıcı..Ki bir önceki postumdaki özetim yeterlidir bence..

Ben bilmiyordum İstanbul' u bu kadar sevdiğimi..İşte halimin özeti budur..

Uzuuun İstanbul seyahati ki uzunca bir süre yaşadığım, kesin olarak "ben" olduğum ve bir parçasının "benim" olduğunu iddia edecek kadar histerik bir tutkuyla bağlı olduğum şehirmiş kendisi, seyahat değil de biz burada nasıl yaşıyorduk gene yaşayabilir miyiz acaba denemesi diyelim...

Fena halde dönüp gidesim var desem..İstanbul' dan Bodrum' a, Karadeniz' e, ve bilumum Anadolu kentlerine kaçan ve gayet mutlu olan en az beş yakın arkadaşımız var Turgut' la..Ve bayılıyoruz onların kaçış hikayelerine, yeni hayatlarına..Sorun ne bizimle ilgili tespit ettim..Bir büyük şehirden başka bir büyükşehire yerleşince beklentin büyükşehir seviyesinde oluyor..İkisi de büyükşehir neticede..Ama tabiki ne Adana İstanbul, ne de İstanbul Adana..Ayrı keyif her iki şehirde ama ben İstanbul' da daha keyifliyim bu kesin..

Bir de buna eklenen Rüzgar' ı bu kadar yalnız büyütmenin vicdan azabı..Ailem ve bir iki yakın arkadaşımdan başka kimse ile birebir temasta değil Rüzgar..Sokak çocuğu olması tam da bu sebeptendir..İnsan görsün, sosyalleşsin diye istisnasız her gün 2 saat sokaktayız!!!Zorlama işte bu!!!İstanbul' da kalabalıkta büyüyecek..Standart "Amaaan, İstanbul' da görüşemiyor insanlar" cümlesini kabul etmiyorum.Öğrenciliğimde de çalışmaya başladığımda da hiç kopmadık arkadaşlarımla, deli gibi aradık sorduk ve görüştük..Hele şimdi bir de Rüzgar var, yalnızlık seçim olur orada, mecburiyet değil..




Zaten bir gelişim dönemine mi denk geldi yoksa kalabalığın bir çocuk üstünde etkisi bu kadar mı pozitiftir bilemiyorum ama Rüzgar İstanbul' da çok büyüdü!!!

Oh, iyi ki oradaydım anları ise..İyi ki oradaydım sonunda Ayça & Erin & Alpay ailesi ile tanıştım..Tanıştım diyorum çünkü ben hiçbirini tanımazken Turgut ve Ayça yıllar önce bir fotoğraf kursundan -İFSAK- tanışıyorlardı zaten.Biz de Ayça ile Montessori mail grubu üzerinden ve bloglarımızdan, sonra da özelden yaptığımız yazışmalardan bayağı tanışıyorduk..Ama hiç beraber kahvaltı etmemiştik, tavukgöğsü yememiştik, bahçe keyfi yapmamıştık, Taksim Gezi' de dolaşmamıştık, Bambi de çıldırmamıştık..En önemlisi de Rüzgar ve Erin böyle çılgınca kaynaşmamışlardı ve Erin ile tanışmasaydı belki de Rüzgar henüz yürümüyordu!!



Sonra iyi ki oradaydım ve canım arkadaşım Gülhan' ın nikahına katılıp damadımızın çılgın ve gür "evet" ini duydum..



İyi ki oradaydım ve Moda da sıcacık kedili bir evde Yasemin Göksu- Yasemin teyzem işte ya- ve Memo tarafından ağırlandık, ikisi İran üç kedi Rüzgar' dan çok çekseler de kibar davrandılar oğluma..



İyi ki oradaydım Bebek Park da da sallandı rüzgar biz de waffle yedik,motora bindik simit yedik, Saygı abilere gittik muhabbet ettik & sarıldık & özledik dedik uzun uzun,Çatalca ya gittik ki Rüzgar halalarının şefkatinden ve kuzenlerinin mıncıklamalarından da mahrum kalmadı, pazara gittik çama mallar edindik, ikea ya gittik, artı iki koli paketledik, ekolojik pazara gittik pazar filesi edindik..Anlat anlat bitmez, kısaca iyi ki gittik..




Tüm bunlar olurken, ne kadar uyum insanı olduğunu gösterdi bize Rüzgar..Sokakta gördüğü her insana el sallar ve dokunmaya çalışır oldu..Yeni tatlara ne kadar açıkmış meğerse, her yeni mekanda herkesi şaşırtan şahane performanslar sergiledi,sıkça simit kemirdi ve bayıldı, Çin yemeği ve kaşarlı dürüm döner denemeleri yaptı..Oğlumu sağlıklı besliyorum bıdı bıdı diyen anne susar oldu kısa bir süreliğine..Ayakkabı mağazasında ayakkabı denemeye çalıştı, gördüğü her çocuğa sarıldı, çıkardığımız bütün sesleri taklit eder oldu, uyanır uyanmaz ilk kelimesi "baba" oldu, çağır hadi babanı dediğimde "babadiii" der oldu ki bu babacım demek eminiz artık..Bazen gün içindeki iki uykusunu da pusette uyudu, bazen evde..


E bir de..Deniiiiiiiiiiiiizzzzzzzzzz!!!! Seni çok seviyorum arkadaşım..Ve bize hiç düşünmeden açtığın, her köşesine ayrı hayatlar sığdırdığın, seni de aşıp bir kişilik olmuş o muhteşem evini de..



Daha ne denir nasıl anlatılır bilmiyorum..

8 yorum:

AycA dedi ki...

evet aman iyi ki geldiniz.. hiç beraber Deniz'in o güzel bahçesinde kahvaltı etmemiştik.. hele ki dünyanın bu kadar küçük olduğuna beraber karar vermemiştik:=)
Eh hadi Erin yaptı diyelim ama bence "yürü ya kulum" denmişti küçük rüzgara.
Şimdi" off çok rüzgar var "dediğimizde özellikle adada " kim bize gelmişttiiii dün??" diye soran bir erin hiç olmamıştı.
:=)
adaya berber gitmeliyiz değil mi ?
o büyük şehiri bırakıp da mutlu olacak olan arkadaşlarınızdan olmayı hayal eden ben: sevgiler sunarım:=)

Kağıttan Gemiler dedi ki...

İstanbul' dan hiç kopamayacağını düşünene ben Adana'ya yerleşip anne olduktan 5 yıl sonra tekrar özlediğim şehire döndüm. 2 senelik İstanbul hayatından sonra şimdi tekrar Adana' dayım. İstanbul sık sık gidilmesi, gezilmesi, eğlenilmesi gereken bir şey bence, Adana' da aile olunması, yaşanılması gereken bir şehir. Kızımla burada yaşadığımız pek çok şeye İstanbul' da belkide erişemezdik, gerek zaman gerek mesafeler yüzünden. Bence. Selamlar.

alpiharikalardiyarinda dedi ki...

Ohh ne guzel! Ruzgar bi de Istanbul' a esmis:)Biliyor musun eger Alpi kiz olsaydi, adas olacakmissinz. Bu arada blogunun ismi de her seferinde beni gulumsetiyor.
Sevgiler

Iraz dedi ki...

Ayca,
"kim bize gelmişti dün" diyor ha!!!Adaya mutlaka beraber gitmeliyiz, mutlaka "aaa, bunları Deniz' in bahçede konuşmuştuk, bak şimdi burdayız" demeliyiz..

Iraz dedi ki...

Kağıttan Gemiler,
Adını bile bilmiyorum ama gitme ve dönme deneyiminin her detayını merak ediyorum!!!!Neden tanışıp İstanbul' u konuşmayalım ki!!!

Iraz dedi ki...

Ama Rüzgar da kız değil kii :))) Unisex bir isim Rüzgar, değil mi yoksa :))

Kağıttan Gemiler dedi ki...

Neden olmasın :))
Selamlar

alpiharikalardiyarinda dedi ki...

Irazcigim ben senin ismeni kastetmistim ya:))