23 Ocak 2010 Cumartesi

Durum Bildirir/ Oyun Grubu

Oğluma bana yaşattığı bir güzellik için daha teşekkür etmenin vakti geldi geçiyor..

Adana' da ki yalnızlığımızın büyürken Rüzgar' ın da yalnızlığı haline gelmesi beni çok düşündürüyordu,açıkçası korkutuyordu da..


Yaklaşık 11 aylık idi onun için ilk oyun grubunu kurduğumda..Ama Adana yazın boşalan bir şehir olduğundan bir baktık ki dağılmış grubumuz..

Sonra yazın Rüzgar büyüdü, benim Montessori aşkım da ona paralel büyüdü ama bu arada Waldorf la da flört etmeye başlamıştım çoktan, derken alternatif eğitim sevdam başıma vurdu ve ilhamım oldu..

Başladık yakın zamanda..

Şimdi benim 10 tane daha çocuğum var, Rüzgar' ın 10 yeni arkadaşı..İlk partimizi bile yaptık, adına da "Hoşgeldin 2010, Oyunlar mı Getirdin" dedik..

Uzun lafın kısası:




















19 Ocak 2010 Salı

Çişşş

Şimdiii..

Ben okuyan okuyan ama sonra da ı-ıh benböyleyapmayacağımdiyengillerden Iraz..Yıllarca okudum durdum..

Üniversitede okudum anal dönemde tuvalet eğitimi...

Sonra iş gereği okudum..Enürezis, enkoprezis..

Doğurdum,yüzlerce makale, onlarca kitap okudum..

En sonunda Rüzgar' ı okudum, hımmm, ikna oldum..

Şimdi..Tıpkı benim, ve senin ve herkesin hissettiği üzere kapalı kapı ruhu gıdıklar, aç onu der iç ses, aç ki gör, gör ki bil, bil ki korkma..Rüzgar için ise; aa kapı kapalı, babaaa, anneee, tak tak tak, aç aç aç, hıh açtım, hı bu muydu, hadi by bye, demektir kapalı kapı..Bundan sebep, bizim evde kapılar kapanmaz..

Diğer tüm kapılar gibi banyo kapısı da açıktı bunca zamandır..Rüzgar emekleyebildiği dönemden bu yana "bu evin her odası benim, gönlümce gezerim" diyerek yaşadığı için banyodaki klozetin kullanımına da şahit olmuştur sıkça. Yaklaşık 10 aylıkken 5 ytl gibi kıytırık bir rakama İkea' dan edindiğimiz ve kırmızısına bayıldığımız oturak banyoda baş köşeyi almıştır bu süreçte..Biz klozeti kullanırken o da oturağına oturmuştur üstünde başında ne varsa onunla, tabiki sadece canının istediği durumlarda. Bu arada klozeti kullanan hiç durmadan konuşmuştur onunla, "çişimi yapıyorum, tuvalet kağıdını alıyorum, sifonu çekiyorum, by bye" gibi kısa cümlelerle..Olayı mümkün olduğunca net aktarıp kapanışı da sifon ve by bye la yapınca eğlenmeye bile başlamıştır Rüzgar..



15 ay civarı bir gün Rüzgar bezini gösterip çişşş demeye başlayarak bizi şaşırtmıştır, hadi canım diye bezini kontrol eden anne baba bir öbek "dışkı" ile karşılaşınca Rüzgar' ı bolca tebrik edip haber verdiği için teşekkür ederek teşvik etmişlerdir. Derken Rüzgar kendi de şaşırmış, bu haber verme işinin çok eğlenceli olduğunu da karar vermiş ve tüm "pırt" lar "cırt" lar "çiş" ler ve "kaka" lar tarafımıza büyük bir coşkuyla duyurulmaya başlanmıştır.



Buna çok sevinen anne ve baba, "aaa süper, hadi o zaman klozete adaptörü zamanı, olmadı oturak" diye Rüzgar' ın bezini çıkarıp banyoya götürdüklerinde asıl şoku yaşamışlardır..Evet Rüzgar icraatı haber vermekte ama icra ediş stilinden vazgeçmek istememektedir. Bezine yapmaya devam etmekte kararlıdır. Klozete oturmak ona kesin olarak korku vermektedir. Oturak ise daha kabul edilebilir olmakla beraber çıplak oturmak şiddetle karşı konulması gereken bir fikirdir ona göre.




Bunu gören anne baba sessizce izlemektedirler kendisini. Sık olmayan aralıklarla- haftada 1 gibi- deneme yapmakta ama hala hazır olmadığını görüp hiç ısrarcı olmamaktadırlar. Bu arada yanlış alarmlardan bunalınca "pırt" diye temsili bir sesi kavraması sağlanmıştır Rüzgar' ın, hani "kaka" ve "çişş" in dışında bir de "pırt" olduğu öğretilmiştir ona ve de kendisini en çok güldüren icraatı bu "pırt" lardır..

Tuvalet eğitimi denen kavramla ilgili bilimsel bir yazı fırınımdadır, yakında servis edilecektir..

Rüzgar çıplaklığa nasıl alışacaktır (???), bebekler ve çocuklar kakalarını nasıl vücutlarının bir parçası olarak algılamaktadır, doğru zaman nedir ve nasıl anlaşılır cevaplarını içeren bir yazı olacaktır bu..

Bu bir durum bildirir yazıdır; giriş, gelişme, sonuç, öneri, vs. içermemektedir ve her türlü öneriye açıktır..

13 Ocak 2010 Çarşamba

psikolojik


1.

Filler daha yavruyken, kalın bir zincirle bacağından bir direğe bağlanır.

Önceleri hayvan kaçmaya çalışır ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın ne zinciri koparabilir ne de direği yerinden oynatabilir.

Fil yavrusu ayağında zincirle büyür ve kaçamayacağını kabullenir.

Özgürlük kavramını yitirir.

İşte bu noktada ayağındaki zincir çözülür ve yerine konulan ince bir halatla birkaç santimetre boyunda tahtadan bir çubuğa bağlanır.

Fil, bu koşullarda kolaylıkla kaçabilecek olmasına rağmen olduğu yerde kalır.

Çünkü hâlâ var olduğunu sandığı zincirini asla kıramayacağına inanır.

Fil büyüyünce ipten kurtarılır.

Ama artık o alanın dışına çıkamayacağını öğrenmiştir.

2.

aziz nesin:
nasıl bittiyse bundan öncekiler
bu da biter.
bite bite
sonunda ben de biterim
olur biter.

demesin diye oğlum, yok zincir falan..

8 Ocak 2010 Cuma

Büyüyorsun.



Bir zaman önce:
Sofrada "aç, aç" diye tutturan Rüzgar' a "açıp" servis yapacak olan anne birşey damlatır tam da Rüzgar' ın emmek için yaklaştığı anda göğsüne!!!Iyk, kusmanın eşiğinden döner Rüzgar, öfkeli bir şekilde "pis pis, tapa, tapa" der ve o gece uykuya geçerken "aç" bile demez.

1 Ocak:
Anne gerekli hazırlığı yapmıştır, aklına gelip tutturukça "aç, aç" diyen Rüzgar' a gerekli geçiş cümleleri kurulur. "Sen artık büyüdün, süt de kalmamış, kalan da pis olmuştu ya" diye.Tabiki Rüzgar bu sefer "aaaççççç" diye tutturur, anne açar, Rüzgar "pis" der kapattırır. Öğlen uykusuna geçişte ikisini birden kontrol eder kapattırır. Akşam uykusunda sadece birine bakar ve kapattırır. 2 kere uyanır. "Aç" der, annesi "Kalmamış süt, ben yanındayım birtanem, hadi uyu" deyince Rüzgar geri uyur. Anne şaşkınlıkla salona koşar. Babaya anlatır. "Hadi bakalım" deyip çekirdek çitlemeye devam ederler. Çay da ne güzel olmuştur o akşam.

2 Ocak:
Rüzgar arada sırada annesine gelir ve "aççç" der, anne "tabiki" der ve açar, Rüzgar "pis, tapaaaa" der. Akşam uyku delisi olduğunda babasına da "aaç" der. Babası da "Tamam oğlum açayım tabi" der ve açar, Rüzgar "memeee, memeee" diye kahkaha atar. Babası "sen de aç oğlum" der. Rüzgar kendi memelerini açar. Evin iki erkeği, memeler fora, "meme memeee" diye bağıra çağıra gülerler. Anne ile uykuya gittiğinde ise yine "aç" der, "pis" der, "tapa" der. Memesiz uyur. Anne "hadi bakalım" der, salona döner, eti vanilya aromalı gofret yerler kocası ile. Rüzgar gece 1 kere uyanır. Babası gidip su verir, hemen uyur.

3 Ocak:
Rüzgar öğlen ve akşam uyurken "açç" demektedir, hemen ardından açınca "pis" deyip kahkaha atarak "tapaaa" demektedir.Bu en az 4 kere olmaktadır. Bu yola çıkarken "ben ona uyacağım" diyen anne her istediğinde açıp kapatmaktadır. Rüzgar bu olayı oyuna çevirmiştir. Anne "bir de oyunu bıraktırmaya mı çalışacağız, allah allah" diye endişe etmektedir. Ve bugün de emmeden uyumuştur. Salonda ise japon çekirdeği çitleme ve "Bu Ezel' in dayısı da abartmış kardeşşş, ne öyle her an anlamları ile atasözleri şeysi yutmuş gibi konuşuyor, baydım yahu" anları yaşanmaktadır. Rüzgar gece 1 kere uyanmış ve su içip yatmıştır.

4 Ocak:
Anne bütün gün çalışmıştır. İşten dönüp öpüşme faslını bitirince "aç" deyip açtırıp "pis" ve "tapa" deyip tapattırmıştır Rüzgar. Uyurken "aç" bile dememiştir. Hatta annesi bir ara "yahu niye bu kadar çabuk vazgeçtin, içim acıyor ama, dün bebeydin bugün ne oldun" demiş, sonra da "e be kadın biraz da elindekiyle mutlu ol" diye susturmuştur iç sesini..Gece bir kere uyanmıştır. Anne zaten tiyatroya gidip Don Giovanni izlemiştir, ne de iyi gelmiştir doğumdan sonra ilk defa arkadaşlarıyla, çocuk oyunu olmayan bir oyuna gitmek.. Dönüşte de kocasının demlediği süper çayı bir paket eti cin in bisküvi formunda olan minicik şahaneleri ile lüpletmiştir. Sonrasında ölü gibi uyumuştur, gece ikilisi yine baba+ su olmuştur.

5 ocak:

Bir önceki günün aynısı.Anne bugün diğer günlerden farklı olarak meyve suyu içip petibör bisküvi yemiştir.

6 ocak:
"Aç" bile demeden uyumuştur. 9 da yatmıştır, 3 te su içip sabaha kadar uyumuştur. Anne her akşam bir kase dolusu çekirdek yiyip "midem bulanıyor" diyerek yatmak konusunda ısrarlıdır.

7 Ocak:
1 kere uyanmıştır, Sabah 5.14. Su içip uyumuştur. Çekirdek diyeceğim, siz anlayın.

8 Ocak:
Oğlum artık emmiyor diyen anne bunu not düşmeliyim diye bloguna koşmuştur.

Sorular ve Cevaplar:

Neden emzirmeyi bıraktınız Iraz Hanım?
Çünkü ben hep 18 ay emzireceğim dedim. 18 ay bir sınırdı benim için, bebeklikten çocukluğa geçiş sınırı. Anlar, dinler ve saygı duyar hale geliş sınırı. Diğer bir sebep ise sosyal hayatta zorluk yaşamaya başlamış olmamdı, olur olmaz aç diye tutturması yani. Bir başka önemli neden ise sütümün neredeyse hiç kalmamış olması, bu sebepten emiş gücünü arttıran oğlumun canımı yakmaya başlamış olması idi. E bir de uyku meselesi var ki, çok bilirim 4-5 kere uyandığımı. Ya da hiç bilmem 1 kere uyanıp su içip saniyeler içinde tekrar uyduğunu.İlla gecede 4-5 kere yapışır hale gelmiştik birbirimize. Ama bu son neden en önemsizi oldu benim için, hep yarar zarar ilişkisi kurdum diyelim özetle biz bu sorunun cevabına..

Sizce Rüzgar için bu nasıl bir geçiş oldu?
Bence süper kolay oldu.Demek ki Rüzgar buna hazırmış. Ama ben son 3 hafta boyunca sen artık bütüdün, süt de kalmadı diye hazırlıyordum onu. Demek ki işe yaramış. Öyle keyifli emiyordu ve öyle oyunlar oynuyordu ki emerken, çok zor olmasından çok korkuyordum. Şimdi aynı oyunları uyku öncesi yan yana uzanarak oynuyoruz. Daha çok sarılıyoruz uyku öncesi.

Zor olsaydı ne yapardınız?
Ertelerdim. Zaten bunun için Rüzgar' ı üzmeye hiç niyetim yoktu. 2 yaşına kadar emzirebilirdim hazır olmasaydı. Bu sebeple de kesin bittiği mesajını vermedim, kendi seçimiymiş gibi yaşattım bu süreci ona, aç dedi açtım kapat dedi kapattım. Ama çok hazırmış!!!

Ne değişti hayatınızda?
Ne zaman uyanır acaba tedirginliğini attım üzerimden, 1 kere uyanacağını biliyorum, hatta birkaç hafta içinde bunun da ortadan kalkacağını düşünüyorum. Onda da babası gidiyor. Beni geceleri unutsun amacımız..Babaya alışır mı alışmaz, nerden bildiğimi bilmiyorum ama babam yanıma gelsin diye zırt pırt uyanmaz.Bunun dışında büyüdü sanki yahu..Anladı artık bittiğini ve sukünetle kabul etti ya, büyümüş işte, daha ne olsun..

Siz nasıl hissediyorsunuz?
Garip..Özledim desem..Ben hazır mıyım buna diye sıkça sordum kendime..Çok keyif aldık ikimiz de bu süreçten, öyle tadını çıkarttık ki, öyle uyuduk sabahlara kadar, ilk altı ay sadece ben besledim oğlumu ek gıdasız, bugüne kadar da hep emerek aştı zorlukları..Aşı oldu emdi rahatladı, düştü emdi, uyandı emdi, özledi emdi..Şimdi kendini kötü hissettiğinde yapabileceğim tek şey sarılmak ve konuşmak..Artık eskisi kadar kolay sakinleşir mi acaba..

Siz akşamları habire yiyor musunuz kuzum?

Evet..evet..

Bitti mi?
Bitti..

Edit: Kimse bize aşure getirmeyecek mi kuzum..

4 Ocak 2010 Pazartesi

Ev Kazaları

Ben hep dedim ki etrafımdaki herkese "sakin, sakin..."

Ani çıkışlar ve yüksek perdeden uyarılar otuzumdan gün aldığım şu sene içinde bile hızımı keser benim, oğlumun nasıl kesmesin..Oysa hiç kesilmesin hızı, böyle akıp geçsin yıllar, herşeyi bu derece şehvetli bir merakla araştırsın istiyorum ben..

Hem yıllar sonra bir takım mistikler "bir bebeğin saflığı ve doyurulamayan öğrenme arzusu" na ulaşmak için Hindistan' a gidip aç kalmıyor mu..Hazır evde varken bir adet guru, biz onu izleyip sil baştan yapsak hayat bilgimizi dedim hep..

Ta ki oğlum bir yaralı böcüğe dönene kadar..Şöyle ki, burunda bir sıyrık, sağ gözün altında bir morluk, yanakta 3 sıyrık, sağ elin orta parmağında kan oturmuş bir bölge, sol elin işaret parmağında su toplamış bir bölge..Nasılım..Nasıl bakamamışsın sen bu çocuğa mı diyorsunuz..Pek tabi bakıyorum, üstelik adanmış bir şekilde bakıyorum, çalıştığım günler başka hiçbir şey yapmamacasına bakıyorum,çalışmadığım günler en basit işin bile dakikalar hatta bazen saatler almasına aldırmadan herşeye ortak ederek bakıyorum, evimi temizlememeyi, arkadaşlarımla buluşamamayı, bir kitabı 1 ayda bitirememeyi dert etmeyerek bakıyorum..Yani her anne gibi, ne az ne de fazla..Ama işte bahsettiğim merak duygusunu öldürmekten korkarak bakıyorum, engeller koymuyorum, sınırlar çizmiyorum kendi evinde, her deliğe girmesine izin veriyorum özetle..

Ama biraz zorlanıyor bu ara Rüzgar, biz de üzülüyoruz haliyle..Şöyle ki..




Vak' a 1:
İkea' dan basamaklar geldi demiştim ya..Pek de güzel oldu.."Sıcaaak, sıcaaak" diye bağıra bağıra basamağın üstünde yardım ediyordu bana yemek pişirirken..Pek mesut idik..Birgün ben tencereyi aldım ve tezgaha koydum, "ellerine sağlık oğlum" dediğim esnada Rüzgar ocağı "elledi"..Hani şu üstündeki en çok ısınan demir var ya, onu işte..Tencerenin ve içindeki yemeğin sıcak olduğunu bilen Rüzgar onun sıcak olduğunu nereden bilsindi..Yaşadı ve öğrendi..Yaşamadan da öğrenebilir miydi..Pek tabii..Kendime kızdım mı..Hem de nasıl..Rüzgar ağladı mı..Azıcık..Hemen yanımızda musluk olduğu için erken müdahele ile toparladık..Sonuç..Yemek yaparken basamağı istemiyor..Kucağımda yardımcı (!) oluyor..Pek fena yani..Kısa süreceğinden eminim..



Vak' a 2:
Yılbaşından bir önceki hafta bebekli& çocuklu yılbaşı partisi vardı bizde, oyun grubu çocuklarım falan, deli kalabalık gelmeden önceki son hazırlıkları yapıyordum. O esnada banyodaki basamağında babasına yardım eden sevgili oğlum babasının havluya uzandığı anda ona yardım etme derdinden kayıp başını duşakabine ve yarım takla atıp burnunu basamağın kenarına çarpmış!!!Sonuç..Burunda sıyrık..Babasına kızdım mı..Hayır, kıyamam..Rüzgar ağladı mı..Ben kucağıma alınca sustu hemen..Başka bir sonuç var mı..Hayır..Banyodaki basamağın tepesinde bütün bir gün dişlerini fırçalayıp saçlarını tarayabilir..



Vak' a 3:
Bilmiyoruz..Bir baktık ki sağ elin orta parmağında kan oturmuş bir bölge var..Rüzgar ne oldu parmağına diyorum "çappııı" diyor, çarptım demek..Anlamadık..Ağlamadı her ne olduysa..Sonuç yok..Devam..



Vak'a 4:
Çok sevdiği ev yapımı aktivite materyalleri var. Salondaki rafında dururlar, isteyince alır getirir, sıkça tekrarladığımız bir aktivite. Derken bir gün mutfağa onlardan içinde sarı ve kırmızı çubuklar olanlarıyla geldi.Ama birisi kırık!!! Elinde bir bölge hafif sıyrılmış ve kanlı. Tabiki korktuk ve sakince aldık elinden anlatarak. Muhtemelen birbirine vurmaya ve ses çıkarmaya karar verdi ve kırdı birini..Sonuç yok..Kırdı işte..



Vak' a 5:
Geçenlerde sofradayız, doyduğunda yaptığı gibi "bittiii" diye bağırdı..Sonra "indirr" demeye başladı. "Tamam, hemen.." dedik kiii...Kendi yere kaykılarak indi, pardon düştü. Hiçbirşey olmadı çok korktu. Ders falan da almadı, doyduğu andan itibaren sabrı yok beklemeye hala..Sevgili ürün tasarımcıları, bedensel yeterlilik kazanmaya başladıkları anda her işlerini kendileri görmek istiyor bu çocuklar, neden anlayıp bu duruma uygun ürünler tasarlamıyorsunuz???Keşke şu sandalyelerden olsaydı bizde de, tasarımcısına kucak dolusu sevgiler, Türkiye de de satışı olsaymış ne güzel olurmuş..




Vak' a 6:
Bu en korkutucusu..Yılbaşı gecesi ben Rüzgar' ın yatma öncesi son hazırlıklarını yapmak için odasındayım, o babası ile salonda..Bir çığlık- babadan-, bir feryat -Rüzgar' dan-..Meğersem bizim evin holü ne kadar uzunmuş, antre koş koş bitmezmiş, nasıl zor ulaştım salona ve nasıl korktum..Önce Turgut' a baktım, feci bir korku ifadesi yüzünde..Rüzgar feci ağlıyor..Nasıl sakin kaldım bilmiyorum..Hemen aldım kucağıma, yüzünü görünce öyle korktum ki..Sıyrıklar ve kızarıklıklar içinde..Koltuktan sarkarken düşmüş yere kafa üstü, az önce dağıttığı legolarının üstüne..Lego kırılmış, öyle fena..Gözünün hemen altında bir bölge de sıyrık..En çok ondan korktum..Sarıldım ve hızlıca sustu Rüzgar, "indir indir" diye bağırıp hızla geri koştu salona..Hemen doktorunu aradım..Ama giyindik, kesin gidiyoruz hastaneye..Nereye gidelim demek için aradım..Kustu mu dedi..Hayır..Bayıldı mı..Hayır..Ortalama kaç santim yükseklikten düştü..Maksimum elli..Sert zemine mi..Hayır..Götürme bir yere, birşey olmaz dedi..Nasıl yani, hayır hayır, duramam böyle..E götür o zaman dedi, ama birşey yok göreceksin..Kendi hastaneme götürdüm..Çocuk acile..Nöbetçi doktor görünce dedi ki , nasıl yani, düşmeyle mi bu hale geldi yüzü..Çocuk istismarı var!!!Evet evet, oğlumuzun bize duyduğu güveni istismar ediyor olabilir miyiz doktorcum..Legolar deyince, tüh dedi doktor abi..2 yönlü kafa grafisi temiz..Hastanenin bahçesinde dayısıyla anneannesini beklerken kahkalar atarak "baaaaat aydedeee" diye bağıran, koşan bir Rüzgar..




Kıssadan hisse:

!!! Artık ev kazaları artabilir demiştim Turgut' a..Bu adam - Rüzgar- küçük dağları ben yarattım, büyüklere de katkım oldu diyerek geziyor evin içinde, herşeye gücü yeter sanıyor, çok da egosantrik bir dönemde,dikkat edelim..Ha bir de dalıyor bazen birşeye, o anlar da daha da dikkat etmek lazım, mesela basamağın üstünde elini yıkarken öyle dalıyor ki sabunla oynamaya, ayağını nereye koyduğunun önemi kalmıyor gibi..

!!! Doktorumuz Cemal Bey son kontrolde artık ev kazaları artar, dikkat demişti..

!!! Yanıklar için vesta yanık ötüsü varmış, anında yanık bölgeye müdahele etmek için. Cemal Bey önerdi..Çok mantıklı..Bulundurmak lazım..

!!! Şimdi Rüzgar' ın peşinde mi geziyoruz..Tabiki hayır..Sadece evin hiçbir yerinde yalnız kalmasına izin vermiyoruz..Ki çok rahat izin verirdik buna..Şimdi uzun mesafeden takipteyiz..Uzun mesafeden takibi tercih ediyoruz çünkü sürekli takip edilme hissinin davranışlarını çok kısıtlayacağını ve bir süre sonra özgüvenini de zedeleyeceğini düşünüyoruz..Ama bu da uzun sürmez, bizim annelik babalık stilimiz bu yakın markajı içermiyor, o kesin, sadece yakın zamanda daha da fazla ev kazası yaşayıp iyice travmatize olmasını istemiyoruz..

!!! Anlatıyoruz, anlatıyoruz, anlatıyoruz..Düşebilirsin, yanabilirsin, çarpabilirsin, dikkat etmelisin..

!!! Daha önce de demiştim..Canı yanınca "geçti, geçti" demiyoruz, "evet, acıdı" diyoruz, niye geçsin ki hemen, canı yandıysa ağlayacak, her yaşta hem de..

!!! Çarptığı sehpayı ya da düştüğü yeri "neresi, neresi, buraya mı çarptın, al sana, al sana" şeklinde DÖV-MÜ-YOR-UZ!!!!Yarın arkadaşına takılıp düşse ve dönüp "al sana, al sana" diye arkadaşına vursa nasıl açıklayacağız vurmaması gerektiğini..Şiddeti başvurulabilir bir yöntem olarak içselleştirsin istemiyoruz..Makul ve sakin bir şekilde "çarptın sen oraya, dikkat etmen lazım" diyoruz, anlıyor, herşeyi anlıyor, emin oluyoruz..

!!! Sakin oluyoruz.."Ay ay ay" diye koşmuyoruz.."Vah vah vah" diye ağlamıyoruz..Çocuğumuzun en ufak bir sıyrıkta söylenen, minicik bir darbede sürünen, küçücük bir sorunda yatağa düşen bir yetişkine dönüşmesini istemiyoruz..

!!! Dikkat ediyoruz, çok dikkat ediyoruz, bulunan ilk "Ev Kazalarında İlkyardım Kursu" na koşa koşa gidiyoruz..

!!! Hepinizi öpüyoruz..

31 Aralık 2009 Perşembe

Hoşgeldin 2010, bunları mı getirdin?


yine değişim
aşk
yeni ve xxxl bir hayal panosu
coşku
oyuncak değil oyun
konser
büyümek değil evrilmek
yaşlanmak değil öğrenmek
çocuk oyunları
az yemeler çok demeler
kamp kurmalar ritm olmalar
oyun grupları
seramik kaseler
sakin yürüyüşler
koşturan hayaller
yeni filmler
eski kitaplar
istanbul
okumalar
yazmalar
çoğalmalar
renkler
şarkılar
buralar
oralar
rüzgar

29 Aralık 2009 Salı

notlar

1. İkea' dan siparişlerimiz geldi. Sedefcim canım, teşekkürler tekrar. En önemli parçalar 2 adet basamak, bir mutfağa bir banyoya. Sabahları elini yüzünü yıkayıp dişini fırçalayan Rüzgar. "Sıcak, sıcak" diye bağıra bağıra yemek karıştıran Rüzgar. Basamaktan inmek istemeyen Rüzgar. Çığlık atan Rüzgar. Bazen düşen Rüzgar. Bedeli ne olursa olsun şahane dahil oluyor herşeye bu sayede. Yaşasın basamak.



2. Rüzgar hiç susmuyor. Her duyduğunu tekrar ediyor. Diyelim biz onu dahil etmiyoruz,sohbete dalmışız, böyle anlarda hiç durmadan "baba, baba aba dude aba dude aba dude" diyor. "aba dude" ne demek bilmiyoruz. İlgilenirsek eğer ağzımızdan çıkan herşeyi tekrar ediyor. 2 kelime yan yana henüz geliyor. favorisi "men dediiiii" yani ben geldim. Gene gelip "baba baba" dedi fark ettiniz mi bilmem.

3. Tchibo' dan at aldık Rüzgar' a. Ben çocukken çok istedim benim bir atım olsun, kurulur kurulmaz Turgut' a dedim ki beni taşır mı. Tabi tabi dedi. Dalga geçmediğini varsayıp bindim. Taşıdı. Rüzgar da seviyor atını. İyi bakıyor ona.



4. Ayten' le tanıştım. Sedef, ben, o. Ne güzel sohbetti. Tekrar olsun, sık sık olsun. Yaşasın blog dedim. Yaşasın internet dedim.

5. "Hoşgeldin 2010, Oyunlar mı Getirdin" partimizi yaptık. Herkes çok eğlendi, ben çok eğlendim. Yaşasın Oyun Gruplarım, yaşasın çocuklarım. 11 çocuk 17 yetişkin. Şimdi saydım, ne kalabalıkmışız. Ne eğlendi çocuklar, sabah uyanıp bugün de partiye gidelim diyenler varmış,sürekli partiyi anlatan da!! Çok mutlu oldum :)



6. Benim anne olduğumu bilse de "ben kimim oğlum" dediğim de "anane" diyor Rüzgar, sonra da kahkaha atıyor. Peki.

7. Rüzgar biraz hasta. Biraz ama geçmiyor. Uzun süredir biraz hasta.Kendi kendine halledemedi. Bugün antibiyotik başladık doktorumuzun muayene sonrası tavsiyesi ile.



8. Yılbaşında evdeyiz. Çay, kestane, erken uyumuş Rüzgar, tv, kanepe, battaniye. Umarım uyuyup kalmam.

9. Rahel var üniversiteden canım canım canım arkadaşım. Psikolog, meslekdaşım. Kızı Kayla ile Rüzgar' ın arasında 20 gün var. Hep haberleşiriz. Dedi ki geçenlerde "çocuk insanın narsistik uzantısı, ona gelen lafı kendine geldi sayıyor kişi.." Rahel seni çok seviyorum.



10. İstanbul' u özledim. Sanki 2010 yıl oldu görmeyeli.

11. Evde herşey oldu düm tek.



12. Bunlardan yaptım. Erin' e de yolladım, oyun grubu çocuklarıma da verdim. Fotoğraflamayı koşuşturmacadan unuttum. Ayça' dan çaldım fotosunu, iznin olur değil mi? Gene yapacağım. Hatta satacağım. Nasıllar?



13. Bitti.

2010, başlasın!!!

Montessori mail grubunda yapılan çekiliş Rüzgar için pek bir şenlikli oldu. Neden? Çünkü Erin onu çekti, Rüzgar' da bir heyecan bir heyecan, bakışlarından anlıyorum, ben de eşlik ediyorum ona heyecanla :)

Geldi paketimiz geçenlerde, ama oyun grubunun yılbaşı partisi hazırlıklarından fırsat bulamadım ki aktarmaya..

Ama işte bu!!!



Sonrası?

İyi ki tanışmışız Ayça, iyi ki size biz çıkmışız.O; sen, ben , Erin, Rüzgar fotoğrafı iyi ki çekilmiş, iyi ki elleri yan yana duruyor şimdi bu şahane yılbaşı kartında..

Ne güzel başlayacak 2010!!!

19 Aralık 2009 Cumartesi

Kitap Mimi


En hızlı bu mimi cevaplarım diyordum, çok geç kaldım. Yazıyorum hemen hemen..


Şu an okumakta olduğunuz kitap/kitaplar, kısaca konusuyla?

Elif Şafak, Şehrin Aynaları. Almassam dayanamazdım. Elif Şafak ne yazsa merak ederim. Şimdi yavaş yavaş, sakin sakin okuyorum. Ne anlatmıyor ki..Ortaçağ, Engizisyon, Osmanlı, hırs, aşk, haset. Ama daha dingin ve az koşuşturmacalı bir zamanda tekrar okunmalı tarafımdan, ya da öyle bir zamanda okumalı henüz okumamış olanlar.

Osho, Çocuk. Aslında çoktandır Rüzgar' la ilişkimde içselleştirmeye çalıştığım bir ruh halini çok güzel anlatıyor kitap, ama uyarmalıyım ki çok kötü bir çeviri. Ruh halini anlatıyor diyorum çünkü çocuğunuza şöyle yaklaşın, böyle konuşun gibi yönlendirmeler yok, bir "olmak" hali var, onu anlatıyor..Zaten diğer adı da "Kendin Olma Özgürlüğü"

Teach Me To Do It Myself. Evde yapılabilir Montessori Aktiviteleri, yönergeleri ile.

J.Krishnamurti, Bunları Düşün. Bugün başladım. Farklı pek çok konuda Krishnamurti' ye sorular sorulmuş, onların cevapları. Bu ara çok yoruldum, yorulduğum için biraz gerildim, gerildiğim için de biraz karamsarlaştım, iyi gelir diye düşünüyorum.


Mim soru no 2: En son aldığınız kitap/kitaplar?

Susan Striker, Çocuklarda Sanat Eğitimi.

Engin Geçtan, Psikanaliz ve Sonrası.

Mim soru no 3: Şimdiye kadar okuduğunuz kitaplar arasında en çok sevdikleriniz?


Murathan Mungan, Yüksek Topuklar
Cemal Süreya, Sevda Sözleri
Jack London, Martin Eden
Joanne Greenberg, Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
Hamdi Koç, Çiçeklerin Tanrısı
Patrick Suskind, Koku
Vedat Türkali' nin her bir cümlesi bir kitap eder benim ruhumda..


Mim soru no 4: Bir türlü bitiremediğiniz, bitirseniz de sizi illallah ettiren kitap/kitaplar?

Orhan Pamuk, Yeni Hayat.
En kısa zamanda tekrar okuyacağım çünkü bu hariç tüm kitaplarını öyle hızlı ve öyle keyifli okudum ki.

Mim soru no 5: Elinizdeki bitince okumayı düşündüğünüz kitap?


Susan Striker, Çocuklarda Sanat Eğitimi.


Sanırım ben kimseyi mimlemiyorum, herkes yazdı gibi geliyor..

Bir de ben bütün bunları şurada da yazıyorum..


12 Aralık 2009 Cumartesi

Biz 6 yaşındayız..


Evde ikimizin de pardon üçümüzün de sevdiği bisküvilerden azıcık vardı..Önce 6 mum dedim, sonra saçmalama..
1 mum, illaki çay, tıkır tıkır yağmur, sevgilim, onikiaralıkikibinüçten beri seninle yaşıyorum, ne güzel..
Rüzgar uyandı..O da kutluyor bizi, uzunca, tam 1 saattir uyumuyor..
Altı yıl, altın ve de..

10 Aralık 2009 Perşembe

iki duyuru

Birincisi İstanbul' da:




Etkinlik ücretsiz!!!

Tarih: 13 Aralık Pazar
Saat:17:00 - 18:30
Yer: Maviengin Psikolojik Danışmanlık
Katılım için
0506 611 94 92
Deniz Hanıma ulaşarak ön kayıt yaptırabilirmişsiniz.

İkincisi Ankara' da:

Çocuğumla –Hemen Simdi – Montessori Etkinlikleri
“Kendi kendime yapmayı öğrenmeme yardım et”

Bütün çocukların kalbinde yatan istek aslında budur. Günümüz dünyasının aşırı meşgul
yetişkinleri olan bizlerse çoğu zaman onun yerine kendimiz yapmayı tercih ederiz. Ona
deneyim yaşatmak için ya vaktimiz yoktur ya da sabrımız. Biz bir an önce sonuca ulaşmak isterken çocukların süreçten keyif aldıklarını unuturuz. Oysaki her işi yetişkinler tarafından yapılan çocuklarda bağımsızlık ve öz disiplin gelişimi engellenir!
Montessori Eğitimi; çocuğun süreci yaşamasına izin verir ve ben kendim yapabilirim
duygusunu hissettirir. Tüm dünyada 100 yılı aşkın bir süredir uygulanan ve her geçen gün saygınlığı artan Montessori yöntemini daha yakından tanımak, kendi çocuğunuzla evde yapabileceğiniz uygulama örneklerini görmek ve baska anne-babaların deneyimlerini paylasmak için “Evde Montessori Sistemi” adlı atölye çalışmamıza hepiniz davetlisiniz.

Hilal Mutlusoy Öktem
Psikolojik Danışman, Montessori Eğitmeni
Selcen Çevik Avcı
Çocuk Gelişimi Uzmanı

Çalışma Tarihi: 12 Aralık Cumartesi 2009 - 13 Aralık Pazar 2009
Saat: 11.00 – 15.00
(Her iki günde de aynı çalısma sunulacaktır, katılımcıların kendilerine uygun olan gün için rezervasyon yaptırması gerekmektedir.)
Ücret : 60 TL

Çalısma Yeri ve İletişim:
Binbir Çiçek Çocuklar Evi
Resit Galip Caddesi Fıskiye Sokak No:16 G.O.P. Ankara
Tel: 0 312 448 18 18
info@binbircicekyuva.com
binbircicekvakfi@yahoo.com

Çalısma Binbir Çiçek Çocuklar Evi’nde tüm orijinal ve alternatif materyalleri bulunduran bir Montessori sınıfında yapılacaktır.

Her iki etkinliği de düzenleyenler hakkında fikir ya da bilgi sahibi değilim. Bana ulaşan duyurular. Paylaşmak istedim.

8 Aralık 2009 Salı

nisyan



1. Dün pazı sardım, düdüklünün buharında pişirdim, harika oldu, kocamı mutlu etmek tek amacım olmasa oturup hepsini yiyebilirdim.

2. Rüzgar' ı öptüm, uykusunda, uyanırsa uyansın dedim, deli gibi öptüm boynunu, ellerini, gülümsedi ama uyanmadı.Bayılıyorum sana dedim, yine gülümsedi ama uyanmadı. Poposunu döndü bana en sonunda..

3. Yılbaşı için yapılacaklar listemi yazdım. Şıkır şıkır bir bebekli yılbaşı partisi var bu sene bizim evde. Süslerimi ve hediyelerimi kendim hazırlayacağım, fabrikasyon olmayacak bu sene, ne hediyeler ne de 2010, el yapımı zevkli bir 2010, olur mu olur..

4. Engellenemez bir domates yeme isteğim var, bu kış vakti, bunu halletmeliyim. Rüzgar da dolapta domateslerin olduğu gözü öyle iyi biliyor ki, önce aç diyor, sonra eline alıp ıka diyor- yıka-.

5. Artık Rüzgar' ın yanında çok dikkatliyiz. Yerden birşey buluyor, gözümün içine bakıyor. Yeme dersem yiyecek. Demiyorum. Dilimin ucunu ısırarak başımı çeviriyorum. "Ah ah ah" diyerek veriyor bana, al diyor yani. Bugün mont giymem krizi, sonra da bu montu çıkarmam krizi. Sıklıkla altımı açtırmam, madem açtın kapattırmam. Bugün babasına anlattım durumu eve gelince, kötü kötü baktı bana dönüp. Dedik ki, hııııı, yanında konuşmuyorduk hani..Kızıyor bazen bana, elini yüzüme doğru uzatıp "ğayıı, ğayıı" diyor..Hayır anne demek bu..Pırt yapıyor çişş diye tutturuyor gibi çoğalır örnekler..

5. İstanbul' a kar yağar yakında, işe gidemeyip evde kalır insanlar. Bundan 2.5 yıl kadar önce biz orada yaşarken olduğu gibi..O karın kokusunu özledim. Rüzgar' ı kaptığımız gibi uçuversek, desek ki biz evde mahsur kalmayı özledik, çıkmayalım evden. Gülerler mi?

6. Nimet il nisyan. Unutmak nimettir yani.

7. off.

5 Aralık 2009 Cumartesi

Kavanoz




İnce motor becerilerinin ve el- göz koordinasyonunun gelişmesi için güzel bir aktivite.

Evde ne kadar boş kavanoz varsa Rüzgar' ın masasına taşıdık, ama bu aktiviteyi ilk zamanlarda en fazla 3 kavanoz ile yapıyorduk. Kapaklarını beraber açtık ve karıştırdık. Daha sonra ben elime bir kapak aldım ve "acaba hangi kavanozun kapağı bu?" diye aramaya başladım. Beni taklit etmeye başladı, beraber yapmaya başlayınca yavaşça pasif konuma geçtim ve onu izledim, sessizce.

Tamamını eşleştirdiği zamanlarda dikkati dağılmadıysa bir kere daha kapattık, açtık ve karıştırdık.Bazen de orada bitirip kavanozları yerlerine taşıyarak sonlandırdık. Düzen sıralamasını içselleştirmesi için materyalleri beraber kaldırmadan hiçbir aktiviteyi sonlandırmamak aktivitenin kendisi kadar önemli.

Dikkat süresinin uzaması için de güzel bir aktivite.


3 Aralık 2009 Perşembe

bilemedim.



Yazmayayım dedim..
Okumamış olsaydım dedim..
Turgut' a da okudum, o da ağlayınca keşke en azından ona okumasaydım dedim..
Rüzgar'ı yatırırken, onu öperken utandım, kimsen ve neyden bilemedim..
Ülkem neden insanına sahip çıkmaz, hele de çocuklarına hiç bilemedim..

Bu nasıl bir acı, hala tarif edemedim..

2 Aralık 2009 Çarşamba

www.aycaogus.com



Sadeliğiyle ve anlattığı bir sürü hikayeyle tıpkı "sen" olmuş bu site Ayça..Rüzgar' ın bir kardeşi olursa gelirsin değil mi bize de..Hem elimizden tutarsın çokça heyecanlı, hem biz de bir parçası oluruz anlattığın şahane hikayelerin..

http://www.aycaogus.com/